Albüm tasarımında en çok zorlanılan yer kare seçmek değil, seçilen kareyi doğru sayfaya yerleştirmek. Elimizde beş yüz iyi fotoğraf olabilir; ama albüm otuz iki ya da kırk sayfa, yani sınırlı bir sahne. Bu yazıda düğün hikâyesinin akışına göre fotoğrafın hangi sayfaya konduğunu, çift sayfa yayılımlarında nelere dikkat ettiğimi ve boşluğun neden dolu sayfadan daha güçlü olduğunu kendi çalışma sıramla anlatacağım.
Albüm bir seçki değil, hikâye
Yirmi yıldır aynı hatayı görüyorum: fotoğrafçı en beğendiği kırk kareyi alıyor, sayfalara sığdırıyor, iş bitiyor sanıyor. Oysa albümü açan kişi bir sergi gezmiyor, bir gün yaşıyor. Sabahtan geceye giden bir zaman çizgisi var ve o çizgi bozulduğunda okuyucu — evet, albüm okunur — nerede olduğunu kaybediyor.
Ben tasarıma başlamadan önce albümü sahnelere bölüyorum. Gelin hazırlığı, damat hazırlığı, ilk görüş, nikâh ya da tören, çift çekimi, aile ve grup kareleri, salon ve dans, kapanış. Sonra elimdeki sayfa sayısını bu sahnelere paylaştırıyorum. Otuz altı sayfalık düz açılan bir albümde on sekiz yayılım var; her yayılıma bir görev veriyorum. Bu paylaştırmayı yapmadan tek kare bile yerleştirmiyorum, çünkü sonradan "gelin hazırlığına yedi yayılım gitmiş, salona iki yayılım kalmış" durumuna düşmek en can sıkıcı şey.
Kaba bir dağılım örneği, on sekiz yayılım için:
- Gelin hazırlığı: 3 yayılım (biri gelinliğin ve detayların olduğu ızgara)
- Damat hazırlığı: 1-2 yayılım
- İlk görüş ya da gelin çıkışı: 1 yayılım, tek kahraman kare
- Tören/nikâh: 2-3 yayılım
- Çift çekimi: 4-5 yayılım (albümün nefes aldığı yer)
- Aile ve grup: 1-2 yayılım
- Salon, ilk dans, pasta: 3 yayılım
- Kapanış: 1 yayılım, tek kare ve bol boşluk
Bu bir kanun değil; kına gecesi ayrı çekildiyse, dış çekim ayrı güne alındıysa oran değişir. Ama bir plan olmadan tasarıma oturmak, alışveriş listesi olmadan markete gitmek gibi.
Bir yayılımda kaç fotoğraf olmalı?
Sayfa başına fotoğraf sayısını ben içerik belirletiyorum, estetik kaygı değil. Üç tip yayılım kullanıyorum:
Kahraman yayılım: Tek fotoğraf, çift sayfaya yayılıyor ya da bir sayfayı boydan boya kaplıyor. Bunu albümde en fazla beş altı kez kullanıyorum. Gelinin çıkışı, ilk görüşteki bakış, gün batımında geniş bir manzara karesi, ilk dansın en yoğun anı. Kahraman kareyi çoğaltırsanız hiçbiri kahraman kalmaz.
İkili yayılım: Sol sayfada bir dikey, sağ sayfada bir dikey. Birbirini tamamlayan iki an için: gelin ağlarken, anne yüzünü kapatırken. Bu ikisi yan yana durduğunda tek başına anlatamadıkları şeyi anlatır.
Izgara yayılım: Dört ile sekiz arası küçük kare. Detaylar, davetliler, yemek, süsleme, hazırlığın hızlı akışı için. Bir albümde üçten fazla ızgara yayılım varsa albüm kolaj defterine dönüyor.
Aynı yayılıma benzer iki poz koymamaya çalışıyorum. Aynı duvarın önünde, aynı ışıkta, sadece kafa açısı değişen iki kare yan yana durunca izleyici "fotoğrafçı hangisini seçeceğine karar verememiş" diye düşünüyor. Ben karar vermek zorundayım; müşteriye "ikisi de güzel" demek benim işim değil.
Çift sayfa yayılımı ve cilt payı
Çift sayfa yayılımı albümün en güçlü aracı, aynı zamanda en çok hata yapılan yeri. Otuz santim kare bir albüm açıldığında altmışa otuz santimlik bir alan oluyor. Bu alanın tam ortasında cilt var.
Düz açılan (layflat) albümlerde orta hattaki kayıp azdır ama sıfır değildir; klasik ciltli, sayfaları ayrı yapıştırılan albümlerde ortaya doğru gözle görülür bir daralma ve gölge olur. Ben tasarım yaparken orta hattın iki yanında toplam bir buçuk iki santimlik bir alanı "yasak bölge" kabul ediyorum ve şu üç şeyi oraya asla koymuyorum:
- Yüz, özellikle gözler
- Nikâh yüzüğü, buket gibi hikâyenin çıpası olan detaylar
- Metin, tarih, isim
Geniş bir salon karesini ya da denize karşı bir siluet karesini yayılıma açtığımda çift zaten kenarda kaldığı için sorun yaşamıyorum. Ama gelinle damadın sarıldığı bir kareyi yayılıma açacaksam, kompozisyonu kaydırıp ikisini bir sayfaya alıyorum, öbür sayfayı boş bırakıyorum. Fotoğrafın ortadan bölünmesi, kareyi büyütmenin verdiği etkiden daha fazla zarar veriyor.
Bir de teknik taraf: baskıya giden her sayfada üç ile beş milimlik kesim payı bırakıyorum, önemli hiçbir unsuru kenardan on iki milimden yakına koymuyorum. Matbaadaki kesim toleransı milimetrelik olsa bile, gelinin başının tepesi kırpılmış bir albümü yeniden bastırmak sizin cebinizden çıkıyor.
Boşluk, sayfayı doldurmadığınız için değil, karar verdiğiniz için var
Meslekte en zor öğrendiğim şey boşluk kullanmak oldu. İlk yıllarımda müşteri "para verdim, sayfa boş kalmasın" diyor diye her santimi doldurdum. Şimdi tam tersini yapıyorum ve albümü teslim ettiğimde ilk övgü hep o boş sayfalara geliyor.
Boşluk üç işi yapıyor. Birincisi, ritim veriyor: dört kareli yoğun bir yayılımdan sonra tek kareli sakin bir yayılım gelirse göz dinleniyor. İkincisi, önem sırası kuruyor: etrafı boş bırakılmış küçük bir fotoğraf, sayfayı kaplayan bir fotoğraftan daha çok bakılıyor. Üçüncüsü, fotoğrafın kendi içindeki boşlukla konuşuyor; gelinin baktığı yöne doğru sayfada boşluk bırakırsanız kare nefes alıyor, tersine tıkarsanız sıkışıyor.
Pratik olarak koyduğum kurallar şunlar: bir yayılımda fotoğrafların arasındaki boşluklar birbirine eşit olur, kenar boşlukları iç boşluklardan geniş olur, yüzler sayfanın içine bakar dışına değil. Beyaz yerine kâğıt tonunda çok açık gri ya da fotoğraftan alınmış çok soluk bir ton kullanmak da albümü ucuz göstermekten kurtarıyor.
Renk, ton ve bakış akışı
Sayfa düzeni sadece geometri değil. Sıcak tonlu, altın saat karesinin yanına flaşla çekilmiş mavi tonlu bir salon karesi koyduğunuzda yayılım parçalanıyor. Ben albümü tasarladıktan sonra tüm yayılımları küçük boyutta yan yana dizip sadece renklere bakıyorum. Sıcaktan soğuğa geçişleri sahne değişimlerine denk getiriyorum; sahnenin içinde ton bütünlüğünü koruyorum.
Siyah beyaz kullanırken de aynı mantık: bir yayılımın tamamı siyah beyaz olur ya da hiç olmaz. Sağ sayfa renkli, sol sayfa siyah beyaz düzeni çoğu zaman "karar verilemedi" gibi duruyor. İstisnası, aynı anın iki farklı yorumu değil de birbirini tamamlayan iki farklı an olduğunda.
Gözün akışı da hesaba katılıyor. Türkçe okuyan bir insan sayfaya soldan sağa giriyor. Yayılımın sol tarafına giriş karesini, sağ tarafına vurucu kareyi koyduğumda albüm ileriye doğru akıyor. Sağda güçlü kare, sayfayı çevirme isteği yaratıyor.
Seçki ve takip: pratik sıra
Stüdyoda uyguladığım sıra şu:
- Ham kareleri sahnelere ayır, her sahnenin en iyilerini işaretle.
- Ön seçkiyi sayfa sayısının iki buçuk üç katına indir; kırk sayfalık albüm için yüz on-yüz yirmi kare yeter.
- Sahne başına sayfa dağılımını yaz, sonra tasarıma başla.
- Kahraman kareleri önce yerleştir, ızgaraları en sona bırak.
- Yayılımları küçük önizlemede yan yana gör, renk ve yoğunluk ritmini kontrol et.
- Cilt payı, kesim payı ve kenar güvenli alanını her yayılımda tek tek denetle.
- Müşteri onayına, tek tek sayfa değil yayılım olarak sun; albüm yayılımla okunuyor.
Bu sürecin en yorucu tarafı tasarım değil, takip. Hangi çiftin hangi aşamada olduğu, kaç kare seçildiği, revizyon istenip istenmediği kâğıda not edilince kayboluyor. Ben bu yüzden rezervasyondan teslime kadar bütün akışı kendi yazdığım Stüdyo Albüm programından yürütüyorum; sezonda yirmi düğünü aynı anda çevirirken hangi albümün matbaada, hangisinin onay beklediğini akılda tutmak mümkün değil.
Özetle
- Albümü kare kare değil sahne sahne kur; sayfa sayısını sahnelere dağıtmadan tasarıma başlama.
- Bir yayılımda tek amaç olsun: ya bir kahraman kare, ya birbirini tamamlayan ikili, ya da bir detay ızgarası.
- Orta hattın iki yanındaki bir buçuk iki santimi yasak bölge kabul et; yüz, yüzük ve yazı oraya girmez.
- Boşluk maliyet değil karar; yoğun yayılımdan sonra sakin yayılım koyarak ritim kur.
- Renk ve ton geçişlerini sahne değişimlerine denk getir, siyah beyazı yayılım bütününde kullan.
- Teslim öncesi her yayılımda kesim payını ve kenar güvenli alanını tek tek kontrol et; bir milimlik hata yeniden baskı demek.